Osmanlıda Kemankeşlik (Okçuluk) ve Ahilik Ritüelleri

Yazar: Abdullah DOĞAN Yıl: 2017 Üniversite:Samsun Ondokuz Mayıs Üniversitesi Doktora Tezi

Osmanlı okçuluğu, genel Türk tarihinde okçuluğun zirvesi ve en gelişmiş örneğini teşkil eder. Osmanlı okçuluğunun Batıda önünde saygıyla eğilen önemli bir aydın kitlesi bulunmaktadır. Yerli ve yabancı birçok müellif Osmanlı okçuluğunun ehli hiref ve menzil taşları gibi bir takım kurallarını incelemişlerdir. Osmanlı okçuluğunun ahilik ritüellerini merkezine alan bu çalışma, bilinmeyen maddi ve manevi unsurlarını ortaya koymayı amaçladı. Materyal ve Metot: Tarama yöntemiyle yapılan bu çalışmanın materyali olarak bir araç veya gereç kullanılmadı. Bunların yerine BOA belgelerinden okçuluk ve ahi ritüelleriyle ilgili seçici veya ayırıcı özelliği olan 64 defter ve 32 belge kayıtlarından faydalanıldı. İlk defa kullanılacak bu orijinal arşiv belgeleri, tarih- tarama yöntemine uygun olarak tasnif edildi. Ayrıca "Nakil Kaynaklar" olarak adlandırdığımız tarihi kaynaklar, seyahat notları ve çağdaş araştırmacıların yayınlarından da faydalanıldı. Bulgular: Konuyla ilgili yapılmış çalışmalarda İstanbul'daki 50 menzilli ok meydanı dışında, diğer coğrafyalarda da 38 ayrı meydan, 107 ok menzili olduğu anlaşılmıştır. Bu çalışmada Girit'te dört menzilli bir meydan, Manisa Azizli köyünde de bir okçular zaviyesi ve önünde yine dört menzilli bir meydan tesbit edilmiştir. Osmanlı okçuluğunun usta-çırak ilişkisi, darp vurma, kabza alma, menzil atma, taş dikme gibi kaidelerinin fikri yönünde dini unsurlar, şekli yönünde ise milli unsurların olduğu anlaşılmıştır. Bu unsurların tümünün esnaf teşkilatı olan ahilik ritüellerine göre yapıldığı görülebildi. Sonuç: Osmanlı Türk devletlerinden aldığı birikimle kompozit yay, endamlı ok ve okçu kurumlarını çağdaşlarına göre ileri bir merhaleye taşımıştır. Gaza niyetine ve av için yapılan okçuluk, XV. yüzyıldan itibaren Osmanlıda spor formatı ve kulüp koduyla yapılan "menzil okçuluğu" adıyla dünyada ilk kez bir spor disiplini oluşmuştur. XIX. yüzyıldan itibaren dünyada tüm okçuluk faaliyetleri, fonksiyonlarını yitirmiştir. Ahiliğin tüm ritüelleri Osmanlı okçuluğuna milli-manevi bir ruh katmış, kendi ulvi kodlarını da okçuluğa yerleştirmiştir. 

Ottoman archery constitutes the summit of archery and the most developed example in overall Turkish History. There is an important intellectual group in ottoman archery reverenced in the West. Many Domestic and foreign writers have examined a set of rules of artisans in the Ottoman Empire and destination stones as examples. This examination, which directly deals with Turkish-Islamic guild rituals in the ottoman archery, aims to indicate unknown material and spiritual components. Materials and Method: No material and tool has been used during this study, which is based on scanning method. Instead, 64 selective or distinctive notebooks and 32 documents from BOA documents on archery and Turkish-Islamic guild rituals have been used. The original archive documents to-be used have been classified in accordance with scanning methods. Besides, historical resources, called "Quoting Resources" and expedition notes and publications by contemporary researchers have been used. Findings: In the studies carried out about the subject can be seen that there is a 50-ranged archery ring in Istanbul and 38 separate rings and 107 archery ranges in other geographies. In this study, it has been confirmed that there are 4-ranged ring in Crete and an archers' hermitage in Azizli Village in Manisa and in the front of it is a 4-ranged ring. It can also been seen that there are religious effects on ideas about rules for blowing, darting, and stone erection and master-apprentice relations in ottoman archery. It is concluded that all these features are stemmed from Turkish-Islamic guild rituals The Result: Equipped with experiences from Turkish governments, the Ottomans upgraded its composite arch, well-proportioned arrow and arrow institutions better than its contemporaries. Archery, practiced for holy combats and hunting became a sports discipline in the world for the first time as of XV century in the Ottoman Empire as a sports format and as a club code "destination archery". As of XIX century, all the archery activities lost their functions. All the Turkish-Islamic guild rituals added national and spiritual aspects to Ottoman archery and embedded their divine codes into archery. 

İlgili Dosyalar