AHİLİK ve EĞİTİM

Ülkemizi muasır medeniyet seviyesine yükseltmek azim ve kararında olanlar, hangi görevde bulunurlarsa bulunsunlar veya hangi dünya görüşüne sahip olur­larsa olsunlar, Türk toplumunun kendisine has kişiliğini, kimliğini oluşturan bütün öğelerini tarihi süreç içinde kavramak durumundadır. Osmanlı împara- torluğu’nun son dönemlerinde sözünü ettiğimiz değerlerle bağdaşmayan model­lerin uygulanmasının ülkemize fayda sağlamadığı görülmüştür. Bu husus eğitim uygulamalarında da geçerlidir.

Her ülkede eğitim felsefesi ve sistemi; o ülkenin ekonomik, sosyal ve kültürel yapısıyla tayin edilir. Bir millet başka milletlerin eğitim felsefesi ve sistemini olduğu gibi ithal etmemeli. Bu yüzden her millet, tarihinden, ekonomik, sosyal ve kültürel geçmişinden ilham alarak çağın gereklerine uygun bir milli eğitim politikası tespit etmek ve buna göre bir eğitim sistemi oluşturmak zorundadır. Elbette ki başka milletlerin tecrübelerinden istifade etmemiz gerekiyor. Ama öncelikle kendi eğitim anlayışımızın temel unsurlarını belirlememiz ve bunları esas ölçü olarak kabul etmemiz gerekir. Diğer milletlerin eğitim anlayışlarından istifade ederken eğitim anlayışlarını bütünüyle olduğu gibi almak yerine kültü­rümüze, tarihimize, günümüze uymayan değerleri elememiz gerekiyor. Bu bağ­lamda, eğitimin bir devlet görevi olarak kabul edilmediği dönemlerde, bir eği­tim anlayışı geliştirerek kendi sistemini kuran Ahi birliklerinin bu yönüyle ince­lenmesi gerekiyor.

Osmanlı Devleti’nin kuruluşunda da rol oynayan Ahi birlikleri, Müslüman- Türk toplumunun ekonomik, sosyal ve kültürel hayatını tanzim eden burum­lardan biri olarak devlet desteği olmaksızın, varlığını devam ettirmiştir. Bu ger­çek, Ahiliğin çok sağlam temeller üzerine kurulduğunu ispat eder. Şüphesiz ki bu düşüncenin en önemli tarafı insana bakış tarzıdır.

Yazar: Yusuf EKİNCİ

Yıl: 2012
İlgili Dosyalar