17. YÜZYILDA BURSA’DA DOKUMA LONCASI VE DOKUMACI KADINLAR

ÖZET

15. yüzyılda uluslararası ticaretin kavşak noktalarından biri olan Bursa, gelişmiş ipekli dokumacılığı ve başkente olan yakınlığı nede­niyle, bir dereceye kadar İstanbul’un kaliteli ve lüks dokuma ihtiyacı­nı karşılar, dış pazarlara açık olduğundan üretiminin bir kısmını da ihraç ederdi. Aynı zamanda, yüzyılın sonunda güneyli, doğulu ve ba­tılı tacirlerin buluşma yeri de olmuştu. Ticaret için gelen yabancı tüc­carların bir kısmının, iş koşullarının uygun olmasından dolayı Bur- sa’yayerleştikleri de bilinmektedir Özellikle 16 ve 17. yüzyıllarda do­kumacılık Osmanlı Devletinin en önemli gelir kaynaklarının başın­da geliyordu. Bu nedenle ipekli dokumalar ve dokumacılık devlet ta­rafından daima çok sıkı denetim altında tutulmaya çalışılmıştır. Bu sanatın standartlara sıkı sıkıya bağlı olan üretim aşamalarının kont­rolü için devlet tarafından kanunlar çıkartılmış ve buna bağlı olarak fermanlar yayınlanmıştır.

Bir sanat veya mesleğin okullar yoluyla elde edilemediği dönemlerde en pratik yol, çocuğu küçük yaştan itibaren herhangi bir meslek veya sanat sahibinin yanma çırak olarak vermekti. Ahi teşkilatında çırak, kalfa ve usta ilişkileri ciddi ve sağlam temellere dayandırılmıştı. Çı­raklar uzun süre sanatta çalıştıktan ve sanattaki yetenekleri ustası ta­rafından takdir edildikten sonra kalfalığa terfi ederdi. Ustalığa terfi etmek deyine uzun yıllar sanatta çalışmayı gerektiriyordu.

Bu konulardaki vesikalarda birçok kimsenin çocuklarını ülkenin di­ğer şehirlerinden Bursa’ya getirerek buradaki dokumacı ustaların ya­nma çırak olarak verdikleri görülmektedir. Ayrıca bazı vesikalarda kız çocuklarının da dokumacılık öğrenmek üzere çıraklığa verdikleri belirtilmektedir.

Konu ile ilgili yayınlanmış vesikalardan da anlaşılacağı gibi Osmanlı çalışma hayatında kadınların da yeri olduğu ve haklarının korunma­sında son derece özen gösterildiği görülmektedir. Esnaf teşkilatında ye­ri olan ve kendi şahıslarına atölye kuran, kredi alan kadınların ahi teş­kilatının izini olmadan bu faaliyetlerde bulunamayacağı aşikârdır. Ahi teşkilatı bu acıdan bakıldığında kadının toplumsal konumunu güçlen­direrek daha bu dönemlerde meslek sahibi olma fırsatını yaratmıştır.

Bunların yanında Osmanlı tebaasından veya henüz Osmanlı egemen­liği altında olmayan yerlerden çalışmak için gönüllü gelenler eksik de­ğildi. Bu göçe kendi isteği dışında katılan, esir olup köle olarak satı­lanları da eklemek mümkündür. Dokumacılık alanında köle, sahibi tarafından belirlenen miktar kumaşı zamanında bitirdikten sonra azat edilebilirdi.

Bildiride, Osmanlı dokumacılığının en faal olduğu 16-17. Yüzyıllar­daki dokuma teşkilatının yapısına değinilerek, bu teşkilat içerisinde çalışan kadınların durumu konu ile ilgili yayınlanmış mahkeme sicil­lerinden örnekler verilerek ve kaynaklardan yararlanılarak açıklan­maya çalışılacaktır.

 

ABSTRACT

Bursa which was at the cross roads of international trade in the 15Th Century was also providing Istanbul with many kinds of luxury texti­les of high quality. This was mainly due to it’s close proximity to the capital, and also due to the fact that it had the most developed techno­logy of silk weaving in the region. Bursa, which had than become a meeting point for eastern and western tradesmen was also able to export many kinds of weaving products to foreign markets. It’s also a well known fact that many foreign tradesmen who had come to Bursa for business were also settling down there for good, becouse trade con­ditions there were very favourable. Especially in the 16th and 17th centuries, weaving did in fact become one of the most important sour­ces of income fort he Ottoman Empire. It’s becouse of this fact that the craft of weaving, especially that of silk weaving were regulated by the state with strict rules of production techniques. The Ottoman authori­ties enacted many legistations to make sure that the high standarts of this craft were maintained. All phases of weaving production was clo­sely controlled by the authorities.

In those times, in which an art or profession could not be learned through schooling, the most practical way of education and training was to give children of all ages, away to a master craftsman in order to gain experience in that particular field to be trained as an apprentice. In the Ottoman guild system of 'Ahi’ at that time, the master — apprentice relations were based on serious rules and ethical principles. Apprentices, after having worked for many years could only become masters after their talents, knowledge and expertise have been appro­ved by thier masters.

In many documents relating to that era, we find that many families came to Bursa from other towns and cities so that their children could work as apprentices in many weaving guilds operating in the town. In the same documents there are cases of girls being accepted into a mas­ter’s weaving workshop as apprentices.

If one closely examines many documents of that era one quickly realises that very fact that the Ottomans gave great importance to the working rights of women of that time and made sure that those rights were pro­tected by laws and legislations. It’s an obvious fact that women could not set up thier own workshops and financial assistance without the permission from the Ahi guild organizations. From this, we can easily come to the conclusion that the Ahi Guild in fact were instrumental in creating favourable conditions for women to beter themselves and achieve a high social status by acquiring a profession on their own.

There were many people in Bursa at the time, foreign immigrants who had come to Bursa 

to find work from many different geographical re­gions which weren’t even under the Ottoman rule yet. There were also many slaves, who had been taken prisoner and sold to the merchants of Bursa. These people worked mainly in the weaving industry and co­uld only be granted their freedom after having weaved a certain lenght of fabric.

The paper deals with the socio-cultural structure of the weaving guilds of Bursa which were most active in the 16th and 17th centuries. But special attention is given to the condition of women working in that industry. In that respect, a number of court case documents relating to the women in the guild will be closely examined.

Yazar: Oya SİPAHİOĞLU

Yıl: 2012
İlgili Dosyalar